Pina Yarımadası’nın talanına devlet tarafından nasıl teşhir verildiğini gazetemizde defalarca teşvik etmiştik. Kuşkusuz sesimiz şu an kamuoyunda gür sesle çıkamasa da, gazetecilik ahlakımız gereği halkımıza yapılan haksızlıkları ve coğrafyamıza yapılan yağma girişimlerini teşhir edeceğiz ve bunların sonlandırılması için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Pina Yarımadası’na yapılan doğal katliamlar münferit bir olay değildi. Fakat bu güne kadar bu kadar alenen yapılan bir katliam görülmemiştir. Buna ilişkin bir çok haber yaptık. Buna ilişkin bir süreç değerlendirmesi yapmıştık Pina Yarımadası’na devletten teşvik haberinde. Bu yüzden aynı şeyleri tekrarlamak istemiyoruz.
Hatırlarsanız Ertuğrul Günay’ın ardından… adlı haberimizde Ertuğrul Günay’ın ulusal ve yerel basının baskısından kurtulmak için göstermelik bir Bodrum ziyareti yaptığını yazmıştık. Ertuğrul Günay’ın gelişiyle gidişi bir olurken, çözümsüzlüğün devam etmesinin istendiğini bir kez daha görmüştük. Ertuğrul Günay halkın eleştirilerini ve protestolarını görmezden gelerek “yapacağız, edeceğiz” dışında hiçbir şey söylememiz ve hiçbir somut adım atmamıştı.
14/07/2008 tarihinde Radikal Gazetesi’nde Behzat Miser’in yaptığı “Sözünüzün takipçisi olacağız Bakan Günay” haberinde tipik bir politikacı temennilerine yine şahit olduk. Hatta bir itirafı da var Günay’ın:
Bunu da itiraf ediyorum; izinsiz, belgesiz denizi doldurmaya kalkmadan önce proje gelse belki de geçerdi. Çünkü oraya bir tesis yapılıyorsa o tesisin bir iskeleye ihtiyacı olacak. Şu anda “Yasalar arkadan gelir nasıl olsa, Ankara’dan biz işimizi ayarlarız” diyen zihniyet kendi işini zora soktu. Şimdi yaptıklarını düzeltecekler, ondan sonra biz projelerini inceleyeceğiz.
Kültür ve Turizm Bakanı’mız yapılacak kanun dışı uygulamaya devletin onay verebileceğinden bahsediyor. Bunu bir itiraf olduğunu söylüyor. Sayın Bakanımız kusura bakmayın ama zaten bu Özal Hükümeti’nden beri var olan bir gerçektir. Yüzlerce ağaç katledildikten ve çevre tahribatı yapılıp kıyılar doldurulduktan sonra verilecek izinin nasıl olup olmayacağı artık çok geçmişte kalmış ve işe yaramayacak bir uygulamadır. “İtiraf ediyorum; izinsiz, belgesiz denizi doldurmaya kalkmadan önce proje gelse belki de geçerdi” dedikten sonra aynı konuşmada “şimdi yaptıklarını düzeltecekler, ondan sonra biz projelerini irdeleyeceğiz” diyen Bakan Günay’a sorumuz neden bugüne kadar tüm kamuoyu ve halkımız bas bas bağırırken bu gelişmeleri görmediğidir? Bu kanunsuzluk madem yaptırıma uğrayacaktı, dolgu çalışmaları Muğla Valiliği tarafından durdurulan MNG’ye kıyıyı eski haline getirmesi için 25 Nisan 2008 gününe kadar süre verilmesine rağmen sürenin dolmasına bir gün kala Maliye Bakanlığı’ndan MNG’ye kıyı düzenleme projesi hazırlaması için bir yıl ön izin verildi?
Bakan Günay burada Radikal’in haberinde topu Maliye Bakanlığı’na atıyor ve “onlar izin verdi” diyor. Kıyıların ve turizm sorunlarının çözücüsü Maliye Bakanlığı mıdır? Heyecanla konuya Çevre ve Orman Bakanlığı’nın da katılımını bekliyoruz. Böyle artık Pina Yarımadası’nda hiçbir çözümün ve yaptırımın olmayacağına garanti verebileceğiz.
Başlıkta da belirttiğimiz gibi zenginlerin menfaatlerine göre şekillenen yasaların bile uygulanabilirliği olmadığı ülkemizde, yapılan yanlışların üzeri bir bir örtülüyor ya da bürokrasi içerisinde çözümsüzlüğe terk ediliyor. Kesilen ağaçlar ve yağmalanan topraklarımız/denizlerimiz “kim vurduya” gidiyor. Sonuç olarak tablomuz aşağıdaki gibi oluyor:

Denizi doldurmakla kalmamış
Plaj yapmış herhald o sarı renkte olan yerler sanırım, Plaj
İnsan yapamaz bunu…
Yuh diyorum şuan da da o şarkıyı dinliorum ben Bu olaya
Selda BAĞCAN- YUh YuH Şarkını Layık gördüm…