Bodrum Yarımadası on yıllardır susuzluk problemi çekmektedir. Ve bu sorun hala net olarak aşılabilmiş değil. Dönemsel olarak geliştirilen bu projeler hala yeterli olmadığı gibi, her sene etkisini gösteren Küresel Isınma karşısında Bodrum’lular su sorununun daha da arttığını görmekteler. Bazı bölgelere hala tazyiki düşük su verilmektedir. Hatta geçen sene bu dönemlerde Turgutreis ve Bodrum merkezinden susuzluk yüzünden haftanın belirli günlerinde su kesimleri yapılmıştı.
Bodrum’da son yıllarına doğal ve çevre güzelliği olan alanların belirli sermaye gruplarına peşkeş çekilmesi ve kanunlara uymayan yöntemlerle yapılan imarlar, kıyılarda koşullanan balık çiftlikleri, sahillerin ranta açılması gibi birçok “cinayet” işlenmiştir. Ve bu cinayetlere kamu kuruluşları sessiz kalmıştır. Bodrum belki gündeme ancak gelen 2006′da ‘Beyaz Evler Operasyonu’yla çalkalanmıştı. Yarımadada üç belediyede eşzamanlı operasyon yapılmıştır. ‘Rüşvet karşılığı kaçak ve imar planına aykırı yapılaşmaya izin vermek’ le suçlanan 145 kişi tutuklanmıştır. Diamond kaçak otel dikilmiştir. Diamond kaçak oteli (8 katlıdır) bir anda “resmi” statüye kavuşturulmuştur. (Hala mahkemesi sürmektedir.) Bodrum’da birçok yakılan yer ranta ve imara açılmıştır. Bodrum Gümbet’te bir otel patronu “manzarayı örtüyor” diye asırlık okaliptüsleri keyfi bir yöntemle kesmiştir. Bodrum’un antik surları ve kaya mezarları olan sit alanları, bir anda sit alanı statüsünden çıkarılıp alışveriş merkezlerinin insafına bırakılmıştır. Birçok otel ve restoran plajları çevirerek işgal etmiş ve bu uygulama hala birçok yerde devam etmektedir. Yakılan ormanlara ağaçlandırılma yapılmadığı gibi birçok bölgede üzerlerine otel dikilmekte ve hatta patronların kâr hırsı yüzünden gözleri doymamış olsa gerek ki, denize dolgu yapılmaktadır. Kıyılar balık çiftliklerine yasal olmayan şekillerde açılıp kirletilmektedir. Birçok otel tuvalet pisliklerini denize akıtmaktadır…
Golf Turizmi Zenginlere Para, Halka ve yaşadığı Çevreye Zarar Verir!
Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Fakat bu kadar hukuksuzluk karşısında belki Bodrum’un son güzellikleri de yok edilmeye devam ediliyor. Flamingoların göç yolu üzerinde uğradıkları Tuzla bölgesine Golf sahası yapılmak isteniyor. Bu milyonlarca metreküp suyun golf oynayan zenginlere zevkleri için harcanmasıdır. Hektarlarca alanın, birilerinin zevkine peşkeş çekilmesidir.
Dünyada 2004 yılı itibariyle mevcut golf sahalarının sulanması için günde 1 milyar ton su tüketilmektedir. Bu rakam, tüm dünyada susuzluk çeken insanların asgari su tüketimini karşılayabilecek olan ve BM tarafından tespit edilmiş asgari rakamla eşittir. Yapılacak olan bir golf sahası yılda hektar başına ortalama 10.000 ile 15.000 m3 suya ihtiyaç duyar. Diğer bir deyişle 100 hektarlık bir golf sahasının bir yılda tüketeceği su miktarı yaklaşık 1 milyon m3′tür. Bu da 12.000 nüfuslu bir yerleşimin ortalama yıllık su tüketimine eşittir.
Ülkemiz, kişi başına ortalama yıllık 1500 m3′lük kullanılabilir su miktarı ile su fakiri bir ülkedir. ABD gibi kişi başına yıllık kullanılabilir su miktarının 16.000 m3 olduğu ülkelerde bile, golf sahalarının su kaynakları ve doğa üzerine olumsuz etkileri tartışılırken, Türkiye’nin bu konuda çok daha dikkatli olması gerekmektedir. Bu açıdan yapılacak her golf sahası hem doğadaki suyu golfa yönlendirerek doğal yaşamı bozacak hem de su kaynaklarımızı hızla tüketecektir.
Bir hektarlık bir golf sahası için yılda toplam 21 kilo kimyasal ilaç kullanılmaktadır. Bu rakam çevreye verdiği zararı düşünülünce, oldukça ürkütücüdür.
Golf alanlarındaki çimler sporun gereği olarak belirli bir boyda tutulmalıdır. Bu nedenle bitki fotosentez yapamamakta ve bitkinin ihtiyacı olan besin gübreleme yoluyla bitkiye verilmektedir. Bu nedenle bir golf alanı için kullanılan gübre miktarı, hektar başına bir tarım alanında kullanılan gübre miktarından çok daha fazladır. Kimyasal gübrelerin aşırı kullanıldıklarında çevreye ve yeraltı sularına verdikleri telafisi mümkün olmayan zararlarsa bilinmektedir.
Dünya genelindeki bu zararların yanında kıyı bölgelerindeki ormanlarımız ile doğal yaşam alanlarının golfe kurban edilmesi başlı başına bir çevre felaketidir. Ormanlarımız golf için hızla kesilirken, su, gübre ve ilaçlama yoluyla golf alanları tüm dünyada çevre için büyük tehditler oluşturmaktadır.
Bu bilimsel gerçekleri reddeden ve toplumun yaptığı konferanslarla bilinçsiz halkın kafasını karıştıran sermaye grupları, bizim gözlerimizin içine baka baka halkı uyutmaya çalışmaktadır. Son süreçte Bodrum’a yönelik Golf Sahası operasyonları için bazı paneller düzenlenmeye başladı. Bodrum Yarımadası Sanayici ve İş Adamları Derneği (BOYSİAD) Azka Otel’de “Golf Turizmi ve Çevre” konulu panel düzenledi. Panele TGF Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Antalya Golf Kulübü Direktörü Uğur Budak, Antalya Golf Kulübü Ziraat Mühendisi Ahmet Çağıl ve Tuzla Sulak Alanı yakınlarındaki Vita Park Golf Kulübü Kurucusu Dr. Gürol Büyük konuşmacı olarak katıldı.
Panelde ilk sözü Türkiye Golf Federasyonu Başkanı Ahmet Ağaoğlu aldı. Sunumunda sık sık rakamlardan yararlan ve üslubu bazı dinleyiciler tarafından eleştirilen Ağaoğlu, Türkiye’nin turizm gelirlerini, gelen turist sayılarını ve dünyadaki sıralamalarını tablolar olarak sundu. Daha sonra dünyadaki golf turnuvalarını, gelirlerini ve yarattığı istihdamları anlatan Ağaoğlu, bu turnuvaların UEFA’dan daha büyük bütçeli organizasyonlar olduğunu söyledi. Golfün aristokrat sporu olarak anılmasını da eleştiren Ağaoğlu, “ Che Guevera da Fidel Castro da golf oynamıştır. Golfü halktan koparmanın anlamı yok” diye konuştu.
Golfü halktan koparmanın bir âlemi yok diyen Ağaoğlu, bize golf oynayan halktan örnekler verirse mutlu olacağız. Ağaoğlu çevrecilerin ve ilercilerin karşısında aciz düşerek, golfü bir anda “halk sporu” ilan ediyor. Buna kaçımız inanabilir? Araçları ve alanlarıyla astronomik para harcanan bu sporu ülkemizdeki emekçiler nasıl oynayabilecekler. Onlarca saat çalışan ve ceplerine ortalama asgari ücret düşen halkın büyük bir çoğunluğunun bırakın golf oynayacak parası, zamanı bile yok. Bu halkla dalga geçmekten başka bir şey değildir. Eğitim, sağlık ve ulaşımın ücretsiz olduğu, halkın “ücretli emek sömürüne” tabi tutulmadığı sosyalist bir Küba, bırakın da golf oynasın. Çünkü oradan zengin ve fakir ayrımı yok. Herkesin evi ve işi var. O küçücük adada insanlar “insan” gibi yaşıyorlar.
“Burada inşa edilecek 6 golf sahası Bodrum’ un bütün değerlerini alt üst edecekse yapılmasın zaten. Ama Bodrum’ da çevreye bu kadar duyarlı kesim varken Bodrum’ un çevresel sorunlar yaşamadığını söylemek mümkün mü?” diyen Ağaoğlu, “ Her şeye rağmen karışıyım derseniz birisi de çıkar ben her şeye rağmen yaparım der, işin içinden çıkamazsınız. Golf sahaları yapılacaktır, doğru yerlere yapılacaktır, ihtiyaçlar doğrultusunda yapılacaktır. Çevreye saygılı yapılacaktır.” diyor. Çevreye zarar verdiği defalarca bilimsel olarak kanıtlanmış bir projeye hala “çevreci” diyen Ağaoğlu, sermayeden aldığı kuvvetle “yapılacaktır” diyerek külhanbeyi tavrını göstermiştir.
Sınırları içinde golf sahası bulunacak olan Çamlık’ta yaşayan Ayhan Eyikoçak, görüşlerini şöyle açıkladı: “ Tamamen paraya odaklı girişim. Ben bunu çok sakıncalı buluyorum. Manevi boyutu ise… Sadece doğada yürüyüş ise konu, sağlık ise, golf sahası yapılmadan da olur. Golfün getirisi sadece maddiyatsa götüreceği şeyleri de söyleyen birileri olsun isterdim. Bu ülkenin hem doğal hem kültürel değerleri var. Eğer turizm yapılacaksa bu ülkenin değerleri ön plana çıkarılmalı. Şu an parayı yönelik bu bakış açısı beni insan olarak utandırıyor. Golfe karşıyım çünkü amacın sadece para kazanmak olduğunu düşünüyorum. İkincisi, doğaya vereceği zararın boyutu çok büyük. Binlere varan bitki ve yüzlerce kuş türü var bu bölgede. Uzmanlar söylüyor bunu. Mikroorganizmalara kadar düşünmek zorundayız. İşadamları adım atarken nelere, ne kadar zarar verdiğini düşünmelidir. Sadece parayı değil… ”
Nikbinlik Gazetesi Editörü
Golf alanı demek ağaç katliamı demek…
Soruyorum size… Bu golf alanlarında Parası olmayan oynayabilecek mi ?
Zengin kesimi için bir zaman geçirme aktivitesi iken bizim kesimimiz için bir hayal ürünü…
Ormanlarımız Yok olmasın… Ciğerlerimizi yakmayın…
golf sahası daima burjuvaların girebildiği plorateryanınsa sadece bakım onrım hizmet yapmak amacıyla girebildiği geniş ve geniş olduğu kadar da yağmalanmış bir yerdir…bodrum gibi küçük ve katledilen bi yere(daha altyapı yok ama aşırı bir bina artışı ve doğa katliamı var yollar bozuk medyada gösterildiği gibi değil sıradan ülkemiz yapılaşması devrime burdan başlanması gerekir)böyle birşey yapılamaz……..
Golf sporu vücudu zorlamadan her yaşta yapılabilen, fiziksel ve düşünsel olarak insan yaşamına gerekli bir spordur. Bu nedenle spor olarak golfü göz ardı edemeyiz. Ne var ki; Golf Federasyonu Başkanı sporu anlatacağına, gelir düzeyi yüksek insanların dışında halkın da bu sporu yapabileceğine ve yapabilmesi için golf sahaları oluşturulmasına hatta kurulu spor kulüplerinin golf branşlarını açmaları geretkiğini söyleyeceği yerine turizm yatırımcısı gibi konuşmaktadır.
Gol Federasyonu Başkanı turizm yatırımcısı gibi konuşurken hep sahalardan söz ederek konuyu başka yöne çekmektedir. Türkiye’nin tanıtımına katkısı olduğunu söylerken golf sahalarının özellikle Bodrum’da yapılan ve yapılacak olan sahaların etrafındaki satışı düşünülen golf villalarından yani kısacısı emlak satışından söz etmemektedir. Aslında Bodrum’da yapılan iş satılacak villaları ve redizansları golf sahası ile makyajlamak ve yüksek fiyata satmaktır. Bu da yabancıya en güzel ve en temiz havaya sahip doğal arazilerin Avrupa’daki toprak fiyatlarından daha ucuza satılması demektir.
Turizm açısından bakıldığında ise sahip olduğu korumalı konaklama yeri varken çıkıp hangi otelde kalacak, hangi restoranda her gün yemek yiyecektir golfcü. Bütün gününü golf sahasında geçiren (18 çukurlu sahada oynama süresi 5-6 saattir ve bunun öncesi 1/2 saat top atışı gibi çalıyması ve oyun sonrası kulüp evinin barında birasını içip oyunu üzerine konuşması da 1-2 saat olarak düşünülürse) golfsever ne zaman Bodrum turizmine beklendiği gibi katkı sağlayacaktır.
Bodrum yarımada halkının önce yabancılara karşı emlak ve arazi satışına karşı(kiralamaya değil)çıkmaları ve ardından da golf sahalarının su sorununu düşünmeleri gereklidir. Yapılacak ve satılacak villara ,tesislere ,yüzme havuzları ve bahçe çevre sulamalarına gidecek suyu düşündüklerinde golf sahalarına gidecek sulamanın devede kulak kalacağını bilmeleri gereklidir.