Türkiye’de orman yangınları devam ederken, yap-işlet-devret mantığıyla yaşayan toplumumuz aynı denklemle yap-yayınla-unut anlayışını devam ettiriyor. Cahil ve yanlış bilgilendirmeyle “muasır medeniyete” (!) sürüklenen toplumumuz, burnunun ucundaki sorunları nasıl görmezden gelebilir?
Her sene “ormanlar canımız”, “yakanları bulacağız”, “yanan bölgeleri ağaçlandıracağız” nutuklarının tamamen yalan olduğunu gördükçe canımız yanıyor. Çok geçmişlere gitmeyelim. Hatırlarsınız 5 sene önce meclisten 2B yasasını çıkarmaya çalıştılar. 2B Yasası, orman vasfını yitirmiş hazine arazilerinin halka satışa açılması için hazırlanmış bir yasa paketiydi. Türkiye senelerce yanarak kaybettiği orman bölgelerine dikilen imarları senelerdir seyretmekteydi. Ayrıca çıkan bu yasa ekmeğin üzerine kaymak sürmekten başka ne olabilirdi. Peki bu ekmeği tutanlar kimlerdi? Hepimiz biliyoruz onları… Kar kazanmak için her yol mubahsa, gerekenler yapılacaktır elbette. “Tohumlar fidana, fidanlar ağaca..” diye diye bize yutturulmaya çalışılan orman sevgisine yönelik hiçbir çalışma yapmayan kamu kurumları mavi ve yeşilin muazzam dansı olan yarımadasının küle dönüşmesini izliyor. Sözlerde ve söylemlerde kalan bir çok sevgi olduğu gibi, orman sevgisi de kocaman bir yalandan ibaret olduğunu, yanan ormanların yeşillendirileceğine, otellere, konutlara açıldığını ve yanan bölgelerimizin rant hesaplarına meze olduğunu görüyoruz. 5 yıl önce yanan bölgelerin kesinlikle imara açılmayacağını ve ağaçlandırılacağını bas bas bağıran Bodrum’daki idari yöneticiler sözleri tutmadılar. Bırakın ağaç dikmeyi, bazı yanan bölgeler imara açıldı bile… Şimdi kime güvenmeli ve ne yapmalıyız?
Bodrum’umuzun Konacık bölgesi’nden Yüksel Çağlar İş Merkezi’ne kadar yanan Çam ormanlarının yeşillendirileceğini söyleyen kamu kuruluşlarının temsilcileri, bugün yanan bölgelerin bir kısmının imara açıldığını görüyorlar. Ve buna ses çıkarmadıkları gibi Bodrum Halkının tepkilerine kulaklarını tıkıyorlar. Son 10 yılda ortalama her yıl Bpdrum’umuzun ve Milas’ın birçok bölgesinde yanan ormanlar artık istatistiki bilgilere dönüştü. Olayın trajedisi bir yana, alınmayan önlemler ve enteresan ilişkiler Bodrumhalkını ciddiye almamaktır.
Temmuz 2007′de yanan Bodrum’un Güvercinlik Köyü Pina Yarımadasının bulunduğu bölgede 250 hektar’a kadar yanan bir bölgenin 21 yıl önce turizm alanı ilan edilmişti. Turizm Bakanlığı Temmuz 2006′da 5 yıldızlı otel yapmak isteyen Günal İnşaat’a bölgede yer tahsis etti. Tesadüfe bakın ki bu bölge 2007′de yandı.. Ama yakanlar/yakanların arkasındakiler bulunamadı. Bodrum halkı Bodrum yangınlarının tesadüf olmadığını ve ne gibi hesaplar döndüğünü biliyoruz. Bugünlerde köylüler Pina Yarımadası’nda yangında yanmayan bazı çam ağaçlarının da yakıldığını söylüyorlar. 85 dönümlük arazinin imara açılmasını duyan halk tepkilerini göstermeye başladı. Yangından arda kalan ağaçların kesilmesi ve buna izleyici kalınması kahredicidir. 17.02.2008 tarihli Radikal Gazetesi’nin haberine göre Milas Orman İşletme Müdürü Ayhan Bayrak da hafriyat alanında yaklaşık 300 çamın orman işçilerinin kontrolü altında kesildiğini, şirketin yürüttüğü çalışmaların tamamen yasal olduğunu belirtiyor. Ormanların yakılıp, orman vasfı yitirilip, imara açılması eski bir oyun değil Bodrum’lu ilerici gençler olarak bu vurdumduymazlığa ve yaşamımızın temel kaynağı doğaya yönelik cinayetlere karşı durduğumuzu her yerde haykıracağız. Ormanların katline ve parababalarının kar için doğayı bitirmelerine izin vermeyeceğiz. Ormanlar tüm canlılar için temel yaşam kaynağıdır.
Bodrum halkını ormanlarına sahip çıkmaya davet ediyoruz. Bodrum’u yaşanılabilir bir yer yapmak ve geleceğimize bırakmak hepimizin elinde. Adaboğazı’nı sattırmadık, plajlarımıza yapılan işgalleri durdurduk, Ormanlarımızaın ranta açılmasınıda durdurabiliriz.
[…] Bodrum Pina Yarımadası ranta açılmayacak! 31 Mart 2008 […]